Kayıtlar

Aden'in Rüyası (Bölüm 25)

Resim
Pislik herif... Sen göreceksin! sana gününü göstereceğim, adi herif... diye söyleniyordu kendi kendine. Artık evine giren kişinin kim olduğunu öğrenmişti. Evdeki herkes uyumuştu ama o sinir krizi geçirdiğinden dolayı gözüne uyku girmemişti. Yatakta sağa sola dönüp annesiyle babasına olan öfkesini taze tutabilmek için onların söylediklerin kafasında evirip çevirmekten bir türlü uyuyamamıştı. Sonra bir ses duymuştu, evin giriş kapısı açılmıştı. O da her defasında evlerine giren kişi olduğunu düşünerek uyuma numarası yapmış ve kımıldamadan yatağında yatmıştı. Sonra karanlıkta o kişinin yüzünü göremeyeceğini anlayarak cep telefonunun fenerini açmış ve gece lambası gibi görünmesi için baş ucundaki komodinin üzerine bırakmıştı. Tekrar yorganın altına girmiş ve başını, kapıyı görecek pozisyona getirmişti. Davetsiz misafir evi dolaşırken zemindeki eski döşemelerin gıcırtısını duyabiliyordu. Son olarak Aden ile kardeşinin yatak odasının kapısının önüne gelmiş, içeriye göz atmıştı. Sonra da arka...

Aden'in Rüyası (Bölüm 24)

Resim
Öfkeden çılgına dönmüştü. Orada Aden’in suratına tokadı yapıştırmamak için kendisini zor tutmuştu. Yolun tehlikesine aldırmadan gaza yüklenmiş, olabildiğince hızlı ilerliyordu. Öfkeden dişlerini ve yumruğunu sıkıyor, burnundan soluyordu. Araç kaygan ve engebeli yolda sarsılıyordu, bu da onun midesini bulandırıyordu ama umursamıyordu. Gözleri dolmuştu. Ağlamamak için kendisini tutmaya çalışmıştı ama bunu daha fazla başaramamıştı. Suratı ve genzi yanmaya, başı ağrımaya başladığında kendisini daha fazla tutamamış ve hıçkırıklarla ağlamaya başlamıştı. Bu onu biraz olsun rahatlatmıştı ama öfkesi hala tazeydi. Okan’ın çalıştığı fabrikanın önüne geldiğinde aracı aniden durdurdu ve telefonunu çıkarıp Melisa’yı aradı, telefon iki kere çalmanın ardından hemen açıldı. “Alo, Önder... Nasılsın?” diye sordu Melisa. “Neredesin, seni almaya geleceğim.” “Emniyetteyim, birazdan çıkacağım. Bir şey mi oldu? Sesin kötü geliyor.” Önder sesindeki öfkeyi ve çaresizliği gizlemeye çalışmıştı ama bunu başaram...

Aden'in Rüyası (Bölüm 23)

Resim
Önder’e güvenerek birçok şeyi anlatmıştı. Şimdi düşününce pişman olmuştu ama o an o kadar çaresiz ve yalnız hissetmişti ki, karşısına çıkan ilk kişiye güvenerek her şeyi anlatmak istemişti ve karşısına Önder çıkmıştı. Bu kadar çaresiz ve yalnız hissetmeseydi, bu sırlarını ona asla anlatmazdı. Bu ilk ve son hatası olacaktı. Bundan sonra ona asla hiçbir şey anlatmayacaktı. Neyse ki rüya defterinden bahsetmemişti. Bunu da neredeyse ağzından kaçıracaktı ama kendisini tutmuştu. Polise verdiği ifadede önemli bir olay olmadığını, sadece kâbus gördüğünü söylemişti. Memur da olayı fazla ciddiye almadan ifadesini alıp oradan uzaklaşmıştı. Önder, Aden’in bütün gece orada kalacağını öğrenince köye geri dönmüştü, sabah erkenden işe gidecekti. Ayrıca onlar sadece komşularıydı, o da elinden gelini yapmıştı. Onun için uykusunu bölüp gecenin soğuğunda yatağından çıkarak buraya kadar gelmesi ve onunla konuşmaya çalışması hoşuna gitmişti. Takındığı yumuşak tavır ve gösterdiği ilgi ise içinde kelebekler u...

Aden'in Rüyası (Bölüm 22)

Resim
Uykunun en derin yerinde aniden irkildi. Biri kapıyı yumrukluyordu. Gözlerini açıp hızla yerinden kalktı ve el yordamıyla düğmeyi bulup ışığı açtı. Karanlıkta, uyku sersemliğiyle yemek masasına çarpmıştı. Kapı hala yumruklanırken içinden küfürler savurdu. Öfkeli bir şekilde kapıyı bir hışımla açtı. Karşı evde oturan adam, kapıya tekrar vurmak için elini havaya kaldırdığında durdu. Nefes nefese kalmıştı ve berbat bir haldeydi. “Ne var?” diye sordu Önder, fısıldayarak. Evdekileri uyandırmamak için sessiz olmaya çalışıyordu ama adam kapıyı yumruklarken, Okan’ı da uykusundan uyandırmıştı. “Kızımı hastaneye götürmem gerek, arabanıza ihtiyacım var. Çok acil!” dedi adam hızlıca. Önder, başıyla onların evini işaret ederek karşılık verdi. “Evinizin önünde iki tane araba var, gelmiş bizden...” “Çok fazla kar var, bizim arabalarımız bu yolda ilerleyemez. Lütfen, kızım kendini yaraladı.” Önder bunu duyunca uykusu hemen dağılmaya başladı. “Kendini mi yaraladı? Tamam ama araba benim değil, bir dak...

Aden'in Rüyası (Bölüm 21)

Resim
Yine evinin dışında bazı sesler duymuş, pencereden dışarıyı gözetlediğinde Okan’ın evlerinin etrafında dolaştığını görmüştü. İçini büyük bir öfke kaplamıştı. Bu öfke dayanılmaz bir hal alıyordu. Neredeyse her gece evlerinin etrafında dolaşıyordu. Lanet olası tavuğun da sen de cehenneme git! diye söylenmişti kendi kendine. Artık onun derdinin tavuk olmadığını anlamaya başlamıştı. Kim gündüz vakti peşine düşmediği kayıp tavuğunu aramak için gecenin zifiri karanlığı ve dondurucu soğuğunda kendisini dışarı atardı ki. Üstelik her gece onların evinin etrafında arıyordu, başka yerlere hiç bakmıyordu. Başka bir derdi vardı ama ne? Bir an evine iki defa girenin ve Önder’in evin etrafında gördüğü kişinin o olduğunu düşünmeye başladı, ama bunu neden yapsın ki? İllaki bir gün yakalanacağını biliyor olmalıydı. Kimse bu riske girmek istemezdi. Girse bile neden? Onlarla konuşmamaları dışında hiçbir sorunları yoktu. Belki Aden’in bir cinayet şüphelisi olduğunu öğrenmişti ve bundan dolayı onları burada...

Aden'in Rüyası (Bölüm 20)

Resim
Gizlice karşıdaki eve bakmış, Aden’in pencerede durup onları seyrettiğini görmüştü. Ama bunu ne Aden’e ne de Melisa’ya belli etmemişti. Acaba Melisa’yı tanımış mıydı? Onun buraya geldiğini görünce ne hissetmişti? korkup tedirgin mi olmuştu yoksa umursamamış mıydı? Polisler evlerini biliyordu, buna rağmen serbest kaldıktan sonra kaçmak yerine evine geri dönüştü. Suçlu insanların gösterdiği belirtileri göstermemişti. Melisa’nın dediği gibi, tüm işaretler onu göstermesine rağmen gayet rahat davranıyordu. Belki de her şey tamamen bir tesadüften ibaretti. Belki de bu kez annesinin dediğinin aksine bu suçu hiç işlememişti. Belki de yanlış zamanda yanlış yerlerdeydi. Eğer böyleyse o kız için üzülmeye başlayabilirdi. Melisa akşam yemeği hazırlarken, Önder’de sönmek üzere olan sobaya birkaç odun attı. O sırada yemek masasında oturmuş Türk kahvesini yudumlayan Hakan amca, öfkeli bir şekilde elindeki gazetede yazan haberlerden bahsetmeye başladı. “Döviz yine düşmüş, hele altının haline bak! Ne z...