Kayıtlar

Haziran, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aden'in Rüyası (Bölüm 44)

Resim
Hastanede kaldığı süre boyunca, yalnızca yatağının karşısındaki televizyonda haberleri seyretmişti. Siyaset, savaşlar, açlık, cinayetler, aile içi şiddet haberleri vardı ama Aden’in olayıyla ilgili yalnızca tek bir haber seyretmişti. O da Aden’in ceza evine nakli sırasında aracın takla atarak kaza yapması ve Aden’in oradan kaçmasıydı. Bununla beraber ilk kez Aden’in fotoğrafı da yayınlanıyordu ama şimdiye kadar herkesin bildiği sıradan konular dışında başka hiçbir bilgi paylaşılmıyordu. Medyanın olaya ilgisi mi yoktu yoksa ellerindeki bilgiler mi kısıtlıydı anlayamadı. İkinci ihtimal daha yüksek olabilirdi çünkü bu olay, herkesin ilgisini çekecek önemli bir olaydı. Sonuçta ortada önüne geleni acımasızca öldüren bir katil vardı ve hala sokaklardaydı. Bir an önce buradan çıkıp Aden’in ve bahsettiği kızın peşine düşmek istiyordu ama buna şimdilik imkân yoktu. Bedenindeki yanıklar onun için sorun değildi ama çatlak kemikleri varken bu halde çok fazla ayakta durmazdı. Yatmaktan sıkılmıştı, ...

Aden'in Rüyası (Bölüm 43)

Resim
Bütün günü boş boş oturarak, geceyi ise uyuyarak geçirmişti ama pek de rahat uyuyamamıştı. Hayal ile aynı evde kaldığından can güvenliğinden endişe ediyordu, ondan korkuyordu. Bu yüzden değim yerindeyse tek gözü açık uyumuştu, en ufak bir seste yerinden fırlıyor, etrafına bakınıyor, ortamın güvenli olduğuna emin olduktan sonra tekrar yatıyor ve uyumaya çalışıyordu. O kızdan deli gibi korkuyordu. Bu yüzden onu kızdırmamak ve gözüne batmamak için elinden geleni yapıyordu. Onun zamanı boş ve sıkıcı geçiyordu ama Hayal eğleniyordu. Son ses müziğini açıyor, içki şişelerinin birini boşaltıp diğerini açıyor, uyuşturucunun etkisi geçtikçe yenisini alıyor, tekrar zombiye dönüşüyordu. Aden bu evden sağ çıkıp çıkamayacağına emin değildi. Ev duman altıydı. Hem her yerde yanan çeşitli tütsüler hem sigaralar hem purolar onun nefes almaması için gayret gösteriyorlardı. Aden pencereyi açmak için birkaç deneme yapmıştı ama Hayal her seferinde bunu engellemişti. Evin pencerelerini siyah güneşliklerle ka...

Aden'in Rüyası (Bölüm 42)

Resim
Gözlerini açtığında beyaz tavandan başka bir şey göremedi. Nerede olduğunu bilmiyordu, en son başına neler geldiğini de. Tek bildiği tüm bedeninde dayanılmaz acılar hissettiğiydi. Biraz sonra bir ses duydu. “Uyandın mı?” Sesi tanıdı, bu Tamer’di ama cevap veremedi. Üstünden tır geçmiş gibiydi. Hareket edemediği gibi konuşmaya da takati yoktu, yalnızca uyumak istiyordu. “Bir yerin acıyor mu?” diye sordu aynı ses. Önder gözlerini kapattı ve derin derin nefes alıp vermeye başladı. Nefes almak bile canını yakıyordu. Tamer onun konuşmayacak durumda olduğunu anlayınca devam etti. “Seni aracının bagajında bulmuşlar, çıplak bir halde. Eşyaların da ön koltuklardan birindeymiş. Sana bunu kim yaptı Önder, ne haltlar karıştırdın?” Önder tekrar gözlerini açtı, alçak herifler! Demek onu kendi aracının bagajına koymuşlardı... Daha önce bu kadar aşağılandığını hiç hatırlamıyordu. İyileşip ayağa kalktığında o aşağılıklara günlerini gösterecekti. “Vücudunda üçüncü derece yanıklar var. Birkaç gün müşahed...

Aden'in Rüyası (Bölüm 41)

Resim
Sorgunun ardından mahkemeye çıkmadan önce kısa süreliğine Selim’in evine, yani cinayet mahaline gitmişler, Aden’e keşif yaptırmışlardı. Aden o gece yaşanan her şeyi sanki kendisi orada değilmiş gibi başkasının gözünden anlatmıştı. Yalnızca Hayal’in yaptığı şeyleri anlatmıştı. O her ne kadar Hayal’in yaptıklarını anlatsa da herkes tüm anlatılanları bizzat Aden’in yaptığını gayet iyi biliyordu. Aden olay yerinde bulunan kendi ayak izlerini görmüştü, her yer kan içindeydi. O geceden kalma tüm kanıtlar ve vahşetin tüm izleri hala orada duruyordu. Hiçbir yer temizlenmemişti. O geceden tek fark havanın aydınlık olması ve yatağın üzerinin boş olmasıydı. Oraya girdiği an vahşeti tekrar yaşamış gibi hissetmişti. Tüyleri ürpermiş, baştan aşağı titremişti. Ama bir sorun vardı. O da Aden’in hiçbir önlem almasına rağmen Hayal’in bu vahşeti gerçekleştirirken tüm önlemleri almasıydı. Zeminde gördüğü kadarıyla odada yalnızca Aden’in ayak izleri vardı. Muhtemelen cesette de Hayal’e ait hiçbir şey çıkma...

Aden'in Rüyası (Bölüm 40)

Resim
Melisa onu kısa sürede arayacağını söylemişti ama akşam olmasına rağmen hala aramamıştı. O da tüm günü televizyonun karşısında haberleri seyrederek geçirmişti. Koltuktan yalnızca bir şeyler yemek ve tuvalete gitmek için kalkmıştı. Ayrıca neredeyse üç paket sigara bitirmişti. İnsan ne kadar yoksullaşırsa o kadar çok sigara içerdi. O da yoksul sayılırdı. Şimdilik yapabileceği başka bir ley yoktu. Melisadan alacağı bilgilere göre hareket edecekti. Olay artık çözülmüş gibi görünüyordu ama Önder’in içini kaplayan büyük bir sıkıntı vardı. Sanki bir şeyleri yanlış gidiyormuş gibi hissediyordu. Bir yerde atladıkları bir şey vardı ama ne? Koltukta uzandığı yerde uykuya dalmak üzereyken telefonu çaldı. Aninden irkildi ve uzandığı yerden doğruldu. Sehpanın üzerinde duran telefonu alıp ekrana bakmadan cevapladı. Melisa’nın sesini duyunca daha da heyecanlandı. “Ne söyleyeceksin?” diye sordu Önder. “Ah... Bir dakika bekle.” sessizlik oldu. Sonra melisa devam etti. “Kahveyi elime döktüm, bekle şural...

Aden'in Rüyası (Bölüm 39)

Resim
Kutu gibi bir oda, masa ve sandalyeler, ayna cam ve onu sorgulamak için sabırsızlanan polisler. Bu kısır döngüden ne zaman kurtulacaktı? Ne zaman diğer insanlar gibi normal bir hayat yaşayacaktı? Bu yaşananlar ne zaman bitecekti? Kendisini akışa bıraktığında her şey kötü gidiyordu, kontrol etmeye çalıştığında da durumlar pek farklı olmuyordu. Elinden hiçbir şey gelmiyordu. Hayatı mahvolmuştu, elinde hiçbir şey kalmamıştı. Gerçi sahip olduğu tek şeyi, özgürlüğünü kaybettikten sonra geri kanlan hiçbir şeyin önemi kalmıyordu. Mert’i öldürmediği için Tanrı’ya başka bir ruhu göndermek istemişti ama Selim aklının ucundan bile geçmemişti. Öyle olsa bile Selim’e elini bile sürmemişti. Bir insanı öldürmek için önce cesaretini toplamalı, plan yapmalıydı ama her şey çok hızlı gelişmişti. Her şey tamamen onun kontrolü dışında gerçekleşmişti ama bu cinayet de onun üzerine kalmıştı. Hayal her türlü önlemini almıştı. Elinde eldivenler, ayaklarında galoşlar vardı. Olay yerinde yalnızca Aden iz bırakmı...