Kayıtlar

Aden'in Rüyası (Bölüm 47)

Resim
Ağlamaktan hali kalmamıştı. Polisler onu binaya güçlükle sokmuşlardı. Dışarıda gazeteciler ve onu linç etmek isteyen yoğun bir kalabalık vardı. Aden hayatı boyunca bugünkü kadar korktuğunu hiç hatırlamıyordu. Onu bir cesedin başında, elinde bıçakla yakalamışlardı ve insanlar onu öldürmek istiyordu. Yüzünü yıkamış, üzerindeki kanlardan kurtulması için ona temiz kıyafetler vermişlerdi. Ama o cesedin görüntüsü kafası, koparken ve yere düşerken çıkardığı boğuk sesi, kanın kokusu ve cesedin sıcaklığı hala zihnindeydi. Bunları hiçbir zaman unutamayacaktı. Bu, hayatında asla yaşamak istemeyeceği ve nasıl yaşandığını anlamadığı berbat bir deneyimdi. Bu deneyimin etkisinden kurtulması için ona hiç kimse yardım edemezdi. Bunu atlatmasını sağlayarak hiç kimse yoktu. Hayal’in, Selim’in boğazını keserken gördüğü görüntüsü bile zihninden çıkmamıştı. O korkunç görüntü hala zihnindeydi. Başkası yaptığı halde hala kabuslarına giriyor, onu korkutuyor, onu dehşete sürüklüyordu. Peki bunu nasıl atlatacakt...

Aden'in Rüyası (Bölüm 46)

Resim
Köy abluka altına alınmış giriş çıkışlar kapatılmıştı. Etrafta dolaşan sivil ve üniformalı memurlar, resmi ekip araçları dışında sivil polisler, keskin nişancılar ve her ihtimale karşı özel harekât ekipleri de çevreyi kuşatmıştı. Aden’in burada olduğuna emindi çünkü onun istediği buluşma saatinde, tam vaktinde gelmişlerdi. Aden’in ise bu saatten önce buraya gelip önden hazırlık yaptığına emindi. Bu yüzden onu dışarıda herhangi bir yerde değil, buluşma yerinde, yani evinde yakalayacaklardı. Önder, Melisa ile beraber sivil bir aracın içindeydi. Ayakta durmak bir yana oturmaya bile hali yoktu. Onu iki polis memuru uzun ikna çabalarının ardından zar zor yanlarına almayı kabul etmişler, araca güçlükle bindirmişlerdi. Fırat intihar girişiminin ardından hastaneye kaldırılmış ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Onun ölümü, hele ki intihar yoluyla ölümü Aden’in de ölümü demekti. Önder bunu kafasında kesin olarak planlamıştı ve kararını vermişti. Onu öldürecekti, çünkü Fırat’ın intih...

Aden'in Rüyası (Bölüm 45)

Resim
Saatler süren hapis cezasının ardından Hayal nihayet onu tuvaletten çıkarmıştı. On dakikalık kısa bir süre için banyo yapmasına izin vermiş, açlığını bastırması için birkaç lokma yedirmişti. Bu akşam her şeyin son bulacağı çok önemli bir işleri olduğunu ve gücünün yerinde olması gerektiğini söylemişti. Aden, Hayal’in neyden bahsettiğini, bu akşamki önemli işlerinin ne olduğunu deli gibi merak ediyordu ama Hayal’e hiçbir soru sorma hakkı yoktu. Hayal tek kelime bile konuşur veya soru sorarsa bunun bedelinin çok ağır olacağını söylemiş, onu şekilde bu susturmuştu. Artık o da yorulmuştu, onun da bir şeyler yapmaya veya konuşmaya takati kalmamıştı. Bu işten sıkıldığı her halinden anlaşılıyordu. Aden bu kızın amacını hala anlayamamıştı ve hiçbir zaman anlayamayacaktı. Yaptığı tek bir mantıklı şey yoktu, her şey aklın sınırlarını zorlayacak kadar tuhaf ve saçma şeylerdi. Tıpkı azılı bir katil zanlısı olarak kiliseye gitmesi gibi. Akşam yapacakları işlerinden önce arınmak ve yapacakları şey i...

Aden'in Rüyası (Bölüm 44)

Resim
Hastanede kaldığı süre boyunca, yalnızca yatağının karşısındaki televizyonda haberleri seyretmişti. Siyaset, savaşlar, açlık, cinayetler, aile içi şiddet haberleri vardı ama Aden’in olayıyla ilgili yalnızca tek bir haber seyretmişti. O da Aden’in ceza evine nakli sırasında aracın takla atarak kaza yapması ve Aden’in oradan kaçmasıydı. Bununla beraber ilk kez Aden’in fotoğrafı da yayınlanıyordu ama şimdiye kadar herkesin bildiği sıradan konular dışında başka hiçbir bilgi paylaşılmıyordu. Medyanın olaya ilgisi mi yoktu yoksa ellerindeki bilgiler mi kısıtlıydı anlayamadı. İkinci ihtimal daha yüksek olabilirdi çünkü bu olay, herkesin ilgisini çekecek önemli bir olaydı. Sonuçta ortada önüne geleni acımasızca öldüren bir katil vardı ve hala sokaklardaydı. Bir an önce buradan çıkıp Aden’in ve bahsettiği kızın peşine düşmek istiyordu ama buna şimdilik imkân yoktu. Bedenindeki yanıklar onun için sorun değildi ama çatlak kemikleri varken bu halde çok fazla ayakta durmazdı. Yatmaktan sıkılmıştı, ...

Aden'in Rüyası (Bölüm 43)

Resim
Bütün günü boş boş oturarak, geceyi ise uyuyarak geçirmişti ama pek de rahat uyuyamamıştı. Hayal ile aynı evde kaldığından can güvenliğinden endişe ediyordu, ondan korkuyordu. Bu yüzden değim yerindeyse tek gözü açık uyumuştu, en ufak bir seste yerinden fırlıyor, etrafına bakınıyor, ortamın güvenli olduğuna emin olduktan sonra tekrar yatıyor ve uyumaya çalışıyordu. O kızdan deli gibi korkuyordu. Bu yüzden onu kızdırmamak ve gözüne batmamak için elinden geleni yapıyordu. Onun zamanı boş ve sıkıcı geçiyordu ama Hayal eğleniyordu. Son ses müziğini açıyor, içki şişelerinin birini boşaltıp diğerini açıyor, uyuşturucunun etkisi geçtikçe yenisini alıyor, tekrar zombiye dönüşüyordu. Aden bu evden sağ çıkıp çıkamayacağına emin değildi. Ev duman altıydı. Hem her yerde yanan çeşitli tütsüler hem sigaralar hem purolar onun nefes almaması için gayret gösteriyorlardı. Aden pencereyi açmak için birkaç deneme yapmıştı ama Hayal her seferinde bunu engellemişti. Evin pencerelerini siyah güneşliklerle ka...

Aden'in Rüyası (Bölüm 42)

Resim
Gözlerini açtığında beyaz tavandan başka bir şey göremedi. Nerede olduğunu bilmiyordu, en son başına neler geldiğini de. Tek bildiği tüm bedeninde dayanılmaz acılar hissettiğiydi. Biraz sonra bir ses duydu. “Uyandın mı?” Sesi tanıdı, bu Tamer’di ama cevap veremedi. Üstünden tır geçmiş gibiydi. Hareket edemediği gibi konuşmaya da takati yoktu, yalnızca uyumak istiyordu. “Bir yerin acıyor mu?” diye sordu aynı ses. Önder gözlerini kapattı ve derin derin nefes alıp vermeye başladı. Nefes almak bile canını yakıyordu. Tamer onun konuşmayacak durumda olduğunu anlayınca devam etti. “Seni aracının bagajında bulmuşlar, çıplak bir halde. Eşyaların da ön koltuklardan birindeymiş. Sana bunu kim yaptı Önder, ne haltlar karıştırdın?” Önder tekrar gözlerini açtı, alçak herifler! Demek onu kendi aracının bagajına koymuşlardı... Daha önce bu kadar aşağılandığını hiç hatırlamıyordu. İyileşip ayağa kalktığında o aşağılıklara günlerini gösterecekti. “Vücudunda üçüncü derece yanıklar var. Birkaç gün müşahed...