Kayıtlar

Aden'in Rüyası (Bölüm 49)

Resim
Yatağında uzanmış, gözlerini boş tavana dikmiş öylece yatıyordu. Onu, işlediği suçlardan dolayı diğer mahkûmlardan korkutmak için tek kişilik bir hücreye koymuşlardı. Yalnızca yemek ve temiz hava için hücresinden çıkıyor, diğer mahkûmlarla da o zamanlar bir araya geliyordu. O zaman da etrafta gardiyanlar dolaştığından dolayı güvende oluyordu, ama onu diğer mahkûmlarla beraber bir koğuşa koyarlarsa onu sağ çıkaramazlardı. Herkes onun ne haltlar yediğini bildiğinden, hatta onun işlemediği cinayetleri de onun işlediği düşündüklerinden dolayı ona sataşıyorlar, onunla kavga etmeye çalışıyorlar, hakaret edip aşağılıyorlardı. Aden bunların hepsini duymazdan gelmeye, kimseyle kavga etmemeye, muhatap olmamaya çalışıyordu. Kendisini korumak için olabildiğince çaba gösteriyordu. Kavgadan korkuyordu çünkü buradaki kadınların çoğu dışarıdan bile korkutucu görünüyordu. Hepsi sert görünümlü, suratsızdı. Hepsinin kendisinden daha güçlü ve kuvvetli olduğuna emindi. Birine karşılık verirse d...

Aden'in Rüyası (Bölüm 50)

Resim
Kahvaltı için kendisine dışarıdan bir şeyler aldı ve eve döndü. Öğlen olmuştu ama o hâlâ kahvaltısını yapmamıştı. Bütün düzeni alt üst olmuştu. Uykuları kaçıyor, midesi doğru düzgün yemek almıyordu. Zaman kavramını da yitirmişti. Ancak sabaha doğru uykuya dalabiliyor, öğlende ise zar zor uyanabiliyordu. Bu onun psikolojisini de kötü etkiliyordu. Huzursuz ve sıkıntılıydı ama bunu düzeltmek elinde değildi. Ne zaman hayatını düzene sokmaya kalkışsa başka bir sorun çıkıyordu. Evet, bazen bu sorunlara kendi isteğiyle bulaşıyordu ama devamında olan bazı şeyler onun hatası değildi. Mesela Fırat’ın intihar etmesi onun hatası değildi. Her ne kadar Fırat bu konu hakkında konuşmamayı tercih etmiş, sırf Önder’i ve Melisa’yı öldürmemek için intihar etmiş olsa da Önder karısının ardından bir de arkadaşının ölümünden kendisini sorumlu tutamazdı. Aksi halde bu vicdan azabıyla yaşayamazdı. Bu yüzden kendisini kandırmayı ve işin içinden sıyrılmayı tercih ediyordu. Bu olayda tek bir suçlu var...

Aden'in Rüyası (Bölüm 51)

Resim
Bir gününü daha hücresinde boş boş oturarak geçiriyordu. Sıkıntıdan patlamak üzereydi. Bu sıkıntı günlerinin boş geçmesinden değil, kapalı bir alana hapsolmasından kaynaklanıyordu. Dışarıda olduğu zaman da günlerini faydalı şeylerle geçirmiyordu ama en azından özgürdü. Şimdi düşününce dışarıda aldığı bir nefesin, gözlerini kamaştıran güneşin ve bedeninde hissettiği doğal sıcaklığın veya soğukluğun bile ne kadar kıymetli olduğunu anlıyordu. Elinde müthiş imkanlar olmasa da en azından dünyanın yarısından daha fazla imkanlara sahipti. Belki milyonlarca insanın hayallerini yaşıyordu, ama o hiçbir şeyin değerini bilmemiş, elindeki en lüks imkanları bile önemsememişti. Şimdi düşününce ne kadar büyük bir aptallık yaptığını anlamıştı. O aptal rüyaların peşine düşene kadar kendine yatırım yapabilirdi. Boşa harcadığı beş dakikada birkaç sayfa kitap okuyabilir ya da cinayet planları yaptığı süre içinde kendisine faydalı olacak bir film ya da program izleyebilirdi ama bunları yapmak ye...

Aden'in Rüyası (Bölüm 52)

Resim
Melisa ile diğer polisler geldiğinde Şermin ile beraber araçtan inmiş, yine onları takip ederek binaya girmişlerdi. Melisa ile amiri önden, Önder ile Şermin onların arkalarından giderken diğer polisler de etrafa göz atıyorlardı. Şermin artık ağlamıyordu ama gözleri kan çanağına dönmüştü ve şişti. Amir, ceza evi müdürünü ondasına girip kapıyı kapattı ve bir süre orada kaldı. Sonra müdür ile beraber odadan çıkıp, hızlı adımlarla sol tarafa doğru ilerlediler. Hapishane müdürü telaşlı bir şekilde konuşuyor, amir de yine aynı telaşla karşılık veriyordu. “Bana kimse bir şey söylemedi.” dedi müdür. Amir, alaycı bir şekilde karşılık verdi. “Dünyanın öbür ucuna haber göndersek daha hızlı ulaşırdı.” “Bu benim suçum değil, bu tedbirsizlik cezasız kalmayacak.” Koridorda yürürken Önder İstanbul’da, hapiste geçirdiği zamanları hatırlardı. Bu soğuk dört duvar arasında yaşamanın nasıl bir şey olduğunu çok iyi biliyordu, bir daha böyle bir yere düşmemek için elinden gelen her şeyi yapıyord...

Aden'in Rüyası (SON)

Resim
Mezarlığın girişinde bir süre bekledikten sonra ağır ağır içeri girdi. Etraf zifiri karanlık olduğundan, telefonunun fenerini açmak zorunda kaldı. Dikkatli adımlarla yürüyerek Melda’nın mezarını buldu. Mezarın yanına, dizlerinin üzerine çöktü ve önce mezar taşına, sonra da üzeri ölü bitkilerle kaplı toprağa baktı. Bir eliyle telefonun ışığını tutarken diğer elini toprağın üzerinde gezdirdi. “Çok yakında yanına geleceğim hayatım, az kaldı.” diye geveledi. Öldüğünde onun karşısına nasıl çıkacağını, onun yüzüne nasıl bakacağını bilmiyordu. Ondan utanıyordu. Melda ona hem o hayattayken hem de ölümünün ardından yaptıklarının hesabını sorarsa ona nasıl cevap vereceğini bilmiyordu. Ama yine de artık ona kavuşmak istiyordu. Bunun için sabırsızlanıyordu. Çok kısa bir süre sonra onunla buluşacaklardı. Kaçak olarak satın aldığı silahı belinden çıkarıp emniyet kilidini kapattı. Sonra namluya bir mermi sürdü ve silahı çenesinin altına dayadı. O sırada birinin ona seslendiğini duydu. “Ö...

Aden'in Rüyası (Bölüm 48)

Resim
Tüm o korkunç olayların üzerinden bir hafta geçmişti. Fırat’ın cenazesi defnedilmişti. Aden hızlı bir mahkeme sürecinden geçerek, yalnızca Tuğra’nın cinayetinden planlayarak ve vahşice cinayet işlemekten ağırlaştırılmış müebbet cezası almıştı. Diğer cinayet davalarının ve kayıp iki kızın vakasının ise Aden ile ilişkilendirilmesi bekleniyordu. Ayrıca Fırat’ın intiharından, detaylı incelemelerin ardından ceza alacaktı. En azıdan bir ağırlaştırılmış müebbet kadar hapiste kalacaktı. Tamer burada yaşadığı korkunç olaylardan sonra tekrar İstanbul’a dönmüş, diğer kayıp kızların ve dairesinde öldürülen kızın cinayetiyle ilgili savcı ile bizzat görüşme yapmış ve Aden ile bağlantısı olduğuna dair herhangi bir kanıt olamadığı halde dosyaların tekrar açılmasını sağlamıştı. Cinayete kurban giden kızın cenazesi zaten defnedilmişti ve otopsi sırasında, bedeninde bulunan birçok DNA ve diğer kanıtlar toplanmıştı. Şimdi geriye o DNA izlerinin, Aden’in DNA’sıyla karşılaştırılması kalmıştı. Ka...

Aden'in Rüyası (Bölüm 47)

Resim
Ağlamaktan hali kalmamıştı. Polisler onu binaya güçlükle sokmuşlardı. Dışarıda gazeteciler ve onu linç etmek isteyen yoğun bir kalabalık vardı. Aden hayatı boyunca bugünkü kadar korktuğunu hiç hatırlamıyordu. Onu bir cesedin başında, elinde bıçakla yakalamışlardı ve insanlar onu öldürmek istiyordu. Yüzünü yıkamış, üzerindeki kanlardan kurtulması için ona temiz kıyafetler vermişlerdi. Ama o cesedin görüntüsü kafası, koparken ve yere düşerken çıkardığı boğuk sesi, kanın kokusu ve cesedin sıcaklığı hala zihnindeydi. Bunları hiçbir zaman unutamayacaktı. Bu, hayatında asla yaşamak istemeyeceği ve nasıl yaşandığını anlamadığı berbat bir deneyimdi. Bu deneyimin etkisinden kurtulması için ona hiç kimse yardım edemezdi. Bunu atlatmasını sağlayarak hiç kimse yoktu. Hayal’in, Selim’in boğazını keserken gördüğü görüntüsü bile zihninden çıkmamıştı. O korkunç görüntü hala zihnindeydi. Başkası yaptığı halde hala kabuslarına giriyor, onu korkutuyor, onu dehşete sürüklüyordu. Peki bunu nasıl atlatacakt...

Aden'in Rüyası (Bölüm 46)

Resim
Köy abluka altına alınmış giriş çıkışlar kapatılmıştı. Etrafta dolaşan sivil ve üniformalı memurlar, resmi ekip araçları dışında sivil polisler, keskin nişancılar ve her ihtimale karşı özel harekât ekipleri de çevreyi kuşatmıştı. Aden’in burada olduğuna emindi çünkü onun istediği buluşma saatinde, tam vaktinde gelmişlerdi. Aden’in ise bu saatten önce buraya gelip önden hazırlık yaptığına emindi. Bu yüzden onu dışarıda herhangi bir yerde değil, buluşma yerinde, yani evinde yakalayacaklardı. Önder, Melisa ile beraber sivil bir aracın içindeydi. Ayakta durmak bir yana oturmaya bile hali yoktu. Onu iki polis memuru uzun ikna çabalarının ardından zar zor yanlarına almayı kabul etmişler, araca güçlükle bindirmişlerdi. Fırat intihar girişiminin ardından hastaneye kaldırılmış ancak tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı. Onun ölümü, hele ki intihar yoluyla ölümü Aden’in de ölümü demekti. Önder bunu kafasında kesin olarak planlamıştı ve kararını vermişti. Onu öldürecekti, çünkü Fırat’ın intih...